
Arzu ve Endise...
House ve türevleri süslü melodiler, eglenceli sound’larla insanlari tavlarken, Techno son derece basit, keskin ve bir o kadar da soyut bir anlatim biçimiyle hareket ediyor, dolambaçli yollar izlemek yerine direk sinyaller gönderiyor. Üretim süreci açisindan tekolojinin sinirlarini zorluyor, postmodern kolaj anlayisini en tuhaf sekliyle gerçeklestiriyor. Techno’nun minimalist, sabirli, agirdan alan tavriyla yaratilan etki, müzigin basit oldugu ölçüde yogun ve duygusal açidan karmasik bir hal aliyor. Üstelik bu etki, teknoloji toplumlari için evrensel bir anlatim gücüne sahip. Techno teknolojide duygunun, hizda tükenisin, ilerlemede yikimin varliginin bir göstergesi oldu. Teknolojiyle içiçe yasanan bir dönemin baslangicinda henüz adi koyulmamis kavram ve duygular bu müzikle ifade edildi. Arzu ve endiseyle...
DJ’in ve Club’in dogusu
Önce müzik vardi. Sonra sesler kaydedildi. Ve birileri kaydedilmis müzikleri kendi zevklerine göre biraraya getirip insanlara dinlettiler. Böylece müzik dünyasinda sanatsal anlamda varligi sürekli tartisilan Dj’ligin temelleri atilmis oldu. 1877’de Thomas Alva Edison tarafindan sesin ilk kez kaydedilmesiyle baslayan macera, insan seslerini ve müzigi önce fonografa, ardindan gramofona ve nihayet pikaba tasidi. 1906’da ABD, Massachussets’de bir radyoda Haendel’in “Largo”sunu plaktan çalan Reginald A. Fessenden teorik olarak tarihteki ilk Dj oldu. Baslangiçta zanaatkar olarak görülen Dj 1960’larda müzikal ve sosyal yeteneklerinin bir bir ortaya çikmasiyla müzisyen ve sanatçi kimligini kazandi. Disco, Hip-Hop, ve House gibi müziklerin ortaya çikisiyla Dj hem bir besteci, hem de bir yildiz, gençlerin takip ettigi bir sahsiyet oldu.
Dj’e kalkan eller kirilsin...
II. Dünya Savasi’na kadar Dj’lerin tek aktivite alani radyoydu. Bu dönemde radyolar da canli performanslari tercih ediyorlar, zor durumda kaldiklarinda plak çaliyorlardi ama kendi saatlerinde sadece plak çalan Dj’ler de vardi. Plak çalan radyo Dj’leri arasindan belli isimler parlamaya basladi. Her hafta binlerce mektup alan, çaldigi her plagi meshur eden Dj’ler dogal olarak plak sirketlerinin de dikkatini çekti. Böylece sonucunda da “Payola”, ya da “Pay-to-Play” kavrami ortaya çikti. Yani sirketler kendi plaklarini çalmasi için Dj’lere rüsvet veriyorlardi. Payola ile Dj’ler de müzisyen, sirket ve dinleyici arasindaki ask ve entrika çemberindeki yerini aldi. Hepsi bir yana Payola; Dj’in güç, etki ve karizma sahibi oldugunun, ve gelecekte de müzik dünyasinin önemli bir parçasi olacaginin göstergesiydi.
Ilk yildiz Dj’ler Al Jarvis ve onun takipçisi Martin Block oldu. Block programinda plaklari bir konser izlenimi yaratacak sekilde ardarda çaliyor, arada ilginç ve eglenceli konusmalar yapiyordu. Henüz mixing icad olunmadigindan sarki aralarinda baglayici olarak konusmalar ve ses efektleri kullaniyordu. Block bir süre sonra dinleyicilerinden her hafta gelen 12 bin mektupla ilgilenecek birilerini tutmak zorunda kaldi. Martin Block’un ardindan Allen Freed, Murray the K gibi birçok efsane geldi geçti. Kült sahis ve gençlerin sevgilisi radyo Dj’i imaji 60’lara dogru yavas yavas silindi ve yokoldu. Kisa bir sessizlikten sonra 70’lere dogru Dj , underground gay clublarda farkli bir sekilde dogdu ve kendine müzik dünyasinda sarsilmaz bir yer edindi.
Son yorumlar
11 hafta 1 gün önce
14 hafta 3 gün önce
14 hafta 3 gün önce
22 hafta 4 saat önce
22 hafta 4 saat önce